
"Bir insan doğduğunda bir yandan yaşamaya, bir yandan ölmeye başlar "
Sürekli bir gelecek beklentisi içindeyiz.Sürekli ileride bir noktayı kendimize doğru çekmeye çalışıyoruz. Aslında bizim kendisine çekmeye çalıştığımız nokta bizim onu çektiğimiz hızın on katı hızla bize doğru geliyor.
Hafta sonu gelse, bayram gelse , yılbaşı gelse, buluşma vakti gelse, sabah olsa sonra akşam olsa, tekrar hafta sonu olsa, hafta sonunun gecesi olsa, biraz daha büyük olsam, bilmem ne kadar zaman sonra bilmem ne olsam vs vs vs . sürekli noktaları bekliyoruz.Ölümün çekim kuvveti mi bizi bu kadar sabırsız yapan , yoksa hafızamızın bir ihaneti mi ? Kazım Kanat demişti; öleceğimi bildiğim için bir günü üç gün gibi yaşayıp farkı kapatmaya çalışıyorum. şimdi yok...
Savulun ; gelecek çıldırasıya bir hızla geliyor, bizi içine almak için.Kaçış yok. Gelecek zaten sana geliyor biz şimdiyi yakalayalım.
sanırım en hızlı ve doğal olan "şimdi",en sinsi ve acımasız "gelecek" ve en hüzünlüsü "geçmiş".
Bu karamsar geceye Ahmet Hamdi ile son verelim ;
ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.
Zamanın Cazibesi
Aralık 1, 2008 · Kategori: Taedium Vitae_
izm'ler
Kasım 30, 2008 · Kategori: monolog
İzm'ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri.İtibarları menşelerinden geliyor.Hepsi de Avrupalı.
Bu Ülke
Pastırma Yazı
Kasım 26, 2008 · Kategori: sihir
Böyle zamansız güneşli,
umulmadık mavi günlerde,
bir bekleme salonu yalnızlığına bürünüyorum.
iliklerimdeki yitik aşkı sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum.
Sanki şiirini bilmediğim,
bir fransız akşamında,
kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin...
içimde ayak izlerin,
aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan...
ve ben ne zaman,
kiminle sevişsem,
hala seni aldatıyorum.
Yılmaz Erdoğan
Gael García Bernal
Kasım 25, 2008 · Kategori: Y_S_

Bunun nerden çıktığını yazının sonuna doğru açıklayacağım ama bu adam iyi aktör. Gael Garcia Bernal, 1978 yılında tiyatro oyuncusu bir babanın ve yine bir tiyatro oyuncusu annenin oğlu olarak Guadalajara’da dünyaya geldi. Çocukluğundan beri oyunculuk yapan Bernal, ilk kez üç yaşında annesinin yönettiği bir oyunda İsa’yı canlandırdı.On bir yaşında iken Salma Hayek ile bir tv dizisinde rol aldı.
İşini iyi yapıyor... bazen kendini kaptırıyor mu desem , hakikatten usta mı desem, çözemedim. Bir kırıklık mevcut. En son Diarios de motocicleta da che iken seyretmiştim. İnsanın İspanyolca öğrenme isteği geliyor.
Y tu mama tambian normal insan yapımı bir film gibi başlayıp mide krampı ve kusma aşamasında bırakan uç bir film. el crimen del padre amaro da bir rahibin nasıl yoldan çıktığını - ya da yola girdiğini - göstermiş yine bi aykırılık senaryosunda bulunmuştur.
Bad education da bu kez Pedro almodovar ile ve yine hiç te sıradan olmayan bir filmde baş rol oynamıştır. Amores Perros ve Babel de İnarritu ile Meksika dalgası yapmışlardır. Bu filmlerin hepsine kefilim , muhakkak seyredin ; y tu mama tambien de dikkatli olmanızı şiddetle öneriyorum.
Derken işte bu Gael İpek Yolu Film festivalinin açılışı için Bursa ya geliyormuş 28 kasım - 4 Aralık tarihleri arasında.
Diarios de Motocicleta
y tu mama tambien
pedro almodovar ile
ve inarritu ile...
Alejandro González Iñárritu
Kasım 25, 2008 · Kategori: Y_S_

Amores Perros, Babel, 21 Grams gibi filmlerin usta yönetmeni. Meksika doğumlu.Filmelerindeki en bariz özellik konu üç farklı hikaye gibi başlar; ayrı hayatlar, ayrı kişiler... ve sonunda bunlar sarsıcı bir biçimde birleşir.Benim sıralamam giriş bölümündeki isimlere istinaden 1- 3- 2...Umarım filmlerini daha seyretmemiş şanslı kişiler vardır.
Powder Keg i hala seyredemedim umarım bende şanslıyımdır.
Korsanlar
Kasım 23, 2008 · Kategori: Sifir Korelasyon

Şimdi korsan olmak ta moda... kaçırdıkları gemiler ve içindekiler dengeleri sarsacak büyüklükte..
Borges'in Alçaklığın Evrensel Tarihini okuyorum şu sıralar onun içinde de bir kadın korsan öyküsü olması beni buralar sürükleyen. Çinli kadın korsanın gemide koyduğu yasalardan bazıları ilginçtir.
- Düşman gemilerinden aktarılan malların tümü kayda geçirilir ve ambarda korunur. Korsanlar malların yalnızca onda ikisini alabilirler; geri kalanı ambarda stok edilir.Bu yasayı çiğneyen idam edilir.
-Görev yerini izinsiz terk eden korsan bütün donanmanın önünde kulakları delinerek cezalandırılır, suçu tekrarlayacak olursa idam edilir.
- Köylerden tutsak alınan kadınlarla güvertede oynaşmak yasaktır
- Herhangi bir kadına önce gemi veznedarının izni alınarak ve ancak geminin içinde tecavüz edilebilir. Bu yasayı çiğneyen idam cezasına çarptırılır.
UGG® Australia
Kasım 23, 2008 · Kategori: Sifir Korelasyon
Tabu dan son
ra piysaları ne kadar geriden takip ettiğimi bu gün ikinci kez anladım. Meğer Harley ler artık gözden düşmüş(müş). Yeni moda Ugg... Her yerde karşıma çıkmaya başladı kesinlikle önümüzdeki günlerde daha da fazla çıkacak. Bende merak ettim ne bu ugg. Bottan başka her şeye benziyor , ama tam bir moda ve rahatlık objesiymiş. Kuzu derisinden yapılma avusturalya menşeili bir marka. Dediklerine göre kışın sıcak yazın serin tutuyor, terleme ve kokma yapmıyor vs. vs.Botları en ünlüleri ama çanta ve terlik te var.Holywood yıldızları bunlardan vazgeçemiyormuş. Maşallah, maşallah
150 euro filan fiyatı, gittigidiyorda 200 ytl ye de var , internette 60 $ a da var. Peki ben neden bulaştım bu ugg ye sanırım bu hatun yüzünden..

![]()


Cult Dialoque
Kasım 22, 2008 ·
Cole Sear: I see dead people.
Malcolm Crowe: In your dreams?
[Cole shakes his head no]
Malcolm Crowe: While you're awake?
[Cole nods]
Malcolm Crowe: Dead people like, in graves? In coffins?
Cole Sear: Walking around like regular people. They don't see each other. They only see what they want to see. They don't know they're dead.
Malcolm Crowe: How often do you see them?
Cole Sear: All the time. They're everywhere.
Anlar
Kasım 22, 2008 · Kategori: sihir
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim,
seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya,
Daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu
hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar, siz de "an"ı yaşayın.
Hiçbir yere, yanına; termometre, su, şemsiye ve
paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda, papuçlarımı atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer...
Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...
Ölüyorum...
Jorge Luis Borges
ignorance is bliss
Kasım 22, 2008 · Kategori: monolog
Bilgi arttıkça şüphe de artar.
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Zamanın Cazibesi
- izm'ler
- Pastırma Yazı
- Gael García Bernal
- Alejandro González Iñárritu
- Korsanlar
- UGG® Australia
- Cult Dialoque
- Anlar
- ignorance is bliss
- Sadece dans edebilen bir tanrıya inanırım !
- Yuvarlağın Köşeleri
- KK
- Cinsiyet Üzerine
- Schopenauer
- Korkak
- h e r k e s s e v g i l i s i n i m u t l u e t m e k i ç i n ı
- lili marlene
- hüzün
- Franz Kafka
- Çarpıcı bir reklam
- Giriftizm
- monolog
- Fotoğraf
- Jerome David Salinger