Taedium Vitae

Zamanın Cazibesi

Aralık 1, 2008 · Kategori: Taedium Vitae_


"Bir insan doğduğunda bir yandan yaşamaya, bir yandan ölmeye başlar "
Sürekli bir gelecek beklentisi içindeyiz.Sürekli ileride bir noktayı kendimize doğru çekmeye çalışıyoruz. Aslında bizim kendisine çekmeye çalıştığımız nokta bizim onu çektiğimiz hızın on katı hızla bize doğru geliyor.
 Hafta sonu gelse, bayram gelse , yılbaşı gelse,  buluşma vakti gelse, sabah olsa sonra akşam olsa, tekrar hafta sonu olsa, hafta sonunun gecesi olsa, biraz daha büyük olsam, bilmem ne kadar zaman sonra bilmem ne  olsam  vs vs vs . sürekli noktaları bekliyoruz.Ölümün çekim kuvveti mi bizi bu kadar sabırsız yapan , yoksa hafızamızın bir ihaneti mi ? Kazım Kanat demişti; öleceğimi bildiğim için bir günü üç gün gibi yaşayıp farkı kapatmaya çalışıyorum. şimdi yok...
Savulun ; gelecek çıldırasıya bir hızla geliyor, bizi içine almak için.Kaçış yok. Gelecek zaten sana geliyor biz şimdiyi yakalayalım.
sanırım en hızlı ve doğal olan "şimdi",en sinsi ve acımasız "gelecek" ve en hüzünlüsü  "geçmiş".
Bu karamsar geceye Ahmet Hamdi ile son verelim ;

ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.
                               

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Şehr-i Edirne

Kasım 11, 2008 · Kategori: Taedium Vitae_



 

Her kalp dünyanın tam ortasındadır.Her şehir de kalbin tam ortasında… şimdi ayrıntılı olarak kalbinize giden yolu d-100 üzerinden tarif etmenin anlamı ve gereği yok… terminalde çığırtkanlar,yollarda yeşil ya da mavi Edirne yazılı yol tabelaları görevlerini layıkıyla yerine getirmektedir uzun yıllardır.Siz yeter ki içinize yapacağınız yolculuğa hazır olun.Ve yola çıkın.

  Edirne’ye  girişte heybetli görüntüsüyle sizi karşılayan Selimiye Camii ne gereken ilgiyi göstermeniz gezimizin en can alıcı noktasıdır.Çünkü bu benimle birlikte çıktığınız bu yolculukta onu ilk ve son görüşünüz olacak, son  olmasın derseniz dönerken arkaya bakmak zorunda da kalabilirsiniz, tercih sizin.Yani tavsiyem araçla merkez-i şehre varana kadar bütün tarihsel açlığınızı yolda doyurmanız, biyolojik açlığınız da ben yine yardımcı olacağım.

 Şimdi birazda Edirne’de yapmamız gerekenlerden ve dezenfermasyonlardan bahsedelim. Edirne’ye geldiğinizde yapmanız gereken ilk şey karnınızı doyurmaktır.Çünkü aç karnına içilmez.Bu ihtiyacımızı karşılayabileceğimiz birkaç önerimi belirtmeden geçemeyeceğim. Edirne hakkında ki en yanıltıcı bilgilerden birisi tarihi meşhur tava ciğerinin ünüdür, külliyen hurafe. Edirne’nin asıl tarihi ve meşhur yiyeceği ekmek arası Tavuk döner ve son yıllarda popülerliğini arttırmakta olan sucuk dönerdir.Bir başka “tarihi” olan Bedestenin etrafında örülmüş dönercileri gördüğünüzde ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ciğeri unutun.Karnınızı doyurun

  Tarihi Kırkpınar Güreşleri – dikkat ettiyseniz Edirne’nin en önemli özelliği tarihi kelimesinin her aktiviteye cuk oturmasından da kaynaklanır biraz.- Tarihi ama hakikatten tarihi 650 yıllık geçmişi ve ilk spor festivali olması bakımından çok önemli.Ama benim size bahsedeceğim en önemli özelliği çevirmecileri..Kırkpınar kurulduğu andan itibaren Sarayiçinin yeşil çayırlarında yerlerini almış olan çevirmeciler davul zurna eşliğinde rakı keyfinin güreş ile kamufle edilmiş en önemli özelliğidir ve bu mevsime getirirseniz yolculuğunuzu olmazsa olmazlarımızdandır.

  Saraçlar Caddesi (Saraç, koşum ve eyer takımları yapan veya satan ya da deri, muşamba'dan bavul, çanta yapan kimse. Diyor özgür ansiklopedi ) Venedik Caddelerinin su katılmamış halidir. Pek bir muazzamdır. Meriç’in azgın suyu biraz daha abartırsa Venedikle eşdeğer olma ihtimali hala yüksektir.

  Edirne’ye gidipte Bayko ile seksenbir oynamadan kesinlikle dönmeyin.Bayko kimdir, nedir derseniz ilk önce Ayşekadın’ı oradan Şimşek kafeyi bulup randevu almaya çalışın.Şayet bunu becerebilirseniz sonra bakın bakalım hayatınızda ki her şey hala bıraktığınız yerdemi.

  Artık gece hayatına yavaş yavaş atılmanın vakti geldiğinde elinizde birkaç seçenek olacak bunlara bir bakalım. Çiçek birahanesi Ayşekadında ama müzik düzensizliği yüzünden tavsiye etmiyorum.Biz olabileceklere bir bakalım Çalgılı Meyhane Saraçlar Caddesinde süper bir mekan ve hakikatten çalgıcılar var köftesi ve birası iyi servis fena değil, tek olumsuzluğu biraz küçük olması. Valentino ; birası güzel ama fıstığı kötü ortamıda pek iç açıcı olduğu söylenemez ama gidilebilir.Afrika; Edirne de içilebilecek en güzel mekanlardan gerçi orası da biraz küçük ama müşteri potansiyeli sebebiyle her zaman boş bir sandalye bulabilirsiniz. Birası biraz kötü ama canlı müzik, çerez, servis süper. Yalnız başınıza enteresan olaylar gelme olasılığı da yok değil. Biraz özgün bir birahane her anlamda özgün müzik, özgün müşteri potansiyeli.. Ama bu özgünlük içinde takım elbiseli biri çıkıp özgün bir müzikte oynamaya bile başlayabilir ya da Birahanenin köşesinde duran ördeğe bira atabilir. Ayrı bir felsefesi ve felsefecisi vardır. Şiddetle de tavsiye edilir.

  Edirne ye gidipte Üniversitenin ara yolunda stadın arkasında içmeden gelmek olmaz muhakkak birahanelerdeki “son” lamalar yapıldıktan sonra birer tane bira yapılması gereken nezih ortamlardandır.

 Artık iyice kafamız olduktan sonra karnımız tekrar acıkmaya başlayacaktır muhtemelen bu sorunu da Hakkı babanın yirmidört saat açık olan çorbacısında halledebilirsiniz. Selimiye nin hemen aşağısına kalır, merkezi bir yer yani.Ama tüyü bozuk bir garson gelipte muhabbet etmeye filan çalışırsa hiç yüz vermeden olayı kapatın.Garson problemi yaşamak istemiyorum derseniz daha da iyi bir çorbacı olan Aydının ismini zikretmeden geçmek olmaz.

  Son olarak ta ufak tefek sigara ve bira ihtiyaçlarımızı yirmi dört saat karşılayabileceğimiz kanka büfe ve sevimli işletmecisini Selimiye nin hemen yanında emrinize amade olarak bulabir. Ve huzur içinde her hangi bir yerde uyuyabilirsiniz.


            Saraçlar Cd

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!